İzmir Ticaret Borsası – Tarımsal Potansiyel

İzmir Ticaret Borsası – Tarımsal Potansiyel

Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı yapıldı. İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Covid-19 ile mücadele kapsamında ülke genelinde 17 Mayıs’ta tam kapanmaya geçilmesine “Topyekûn bir mücadele vermeden bu salgının üstesinden gelemeyeceğimizin hepimiz farkındayız. Ancak bunu yaparken alınan ve alınacak tedbirlerin üreten ve çalışan kesimler üzerindeki ekonomik yansımaları da asla göz ardı edilmemeli. Unutmayalım ki; bu dönemde her ne pahasına olursa olsun üretim kaslarımızı güçlü tutmak mecburiyetindeyiz.

Yaşadığımız zorlu süreçte Kısa Çalışma Ödeneğinin tüm sektörler için üç ay uzatılmış olmasını son derece faydalı buluyorum. Hükümetin alınan yeni önlemler çerçevesinde ihtiyaç duyan kesimler için ek destekler sağlayacağını da ümit ediyoruz. Umarım belirlenen kapanma süresi yeterli olur ve aşılamaya paralel olarak temmuz ayında önemli ölçüde rahatlarız.”

İç piyasada işlerin yavaşladığı, turizm gelirlerinin ciddi anlamda azaldığı salgın döneminde, üretimden gelen güç ve ihracatçıların gayreti ile ülke ekonomisine nefes aldıran gelişmelere imza atılmaya devam edildiğine değinen Kestelli, “Mart ayında ihracatımız yeni bir rekor kırarak yüzde 42’lik bir artışla 19 milyar dolara ulaştı. 2021’in ilk üç ayı ihracat rakamı da 50 milyar doları aştı.

Böylece üst üste iki çeyrekte 50 milyar dolar barajını aşmış olduk. Ayrıca mart ayında tüm zamanların en yüksek aylık ve ilk çeyrek ihracat rakamları elde edildi.

Bu dönemde İzmir ve Ege Bölgesi de önemli bir sıçrama gerçekleştirdi. İzmir 1 milyar 387 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken, Ege Bölgesi illerinin toplam ihracat rakamı 2 milyar 505 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.” dedi

“Çok değil 5-10 yıl önce yoğun olarak tartışılmaya başlanan bu süreç, verimlilik ve üretim artışı ve izlenebilirlik sistemlerini göz ardı etmeden doğal çevrenin korunmasını hedefliyor.

Tarım ve gıda sektörümüzün bu durumdan pozitif etkilenmesi amacıyla derhal harekete geçmeli, üretim süreçlerimizi yeniden gözden geçirerek mutlaka daha çevreci hale getirmeliyiz. Tarım ve Orman Bakanlığımızın da bu konuda çalışmalara başladığını görüyoruz.

Örneğin, 9 Nisan tarihinde yayınlanan yönetmelik ile tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan nitrat kirliliğinin önlenmesine yönelik tebliğde düzenleme yapıldı. Buna göre hayvancılık işletmelerine 11 Şubat 2024 tarihine kadar iyi tarım uygulamalarına uyum zorunluluğu getirildi.

Önümüzdeki süreçte daha birçok konuda benzeri önlemlerin hayata geçirileceğini düşünüyoruz. Tabi bütün bunları sadece dış ticaretimizin olumsuz etkilenmemesi için değil, gelecek kuşaklara daha iyi bir dünya bırakmak için benimsemeli ve zorunlu hale gelmeden uygulamaya başlamalıyız.”

Umutla yeni bir üretim sezonun başlangıcındayız. Tarla ürünlerinde ekim dikim çalışmaları, bahçe ürünlerinde de bakım çalışmalarına başlandı. Pamuk ekimleri de tüm ülkemizde başladı ve önümüzdeki 15-20 günlük süreçte pamuk ekimleri tamamlanacak.

Umarız bu süreçte iklim şartları olumlu seyreder ve umutla toprağa bıraktığımız tohumlar sorunsuz bir şekilde filizlenir. Ülkemiz için stratejik bir ürün olan pamukta üretim yüzde 19 oranında gerileyerek 656 bin ton olmuştu. Üretimdeki bu gerileme ortalama verim miktarı yüzde 7 oranında artmasına rağmen gerçekleşmişti. Ekim alanları bölgemiz genelinde yüzde 14 yükselmesine rağmen diğer bölgelerdeki ekim alanı azalışı yüzde 34’e ulaşmıştı. Bunun sonucu olarak eylül-şubat ayları arasındaki sezonun 5 aylık döneminde pamuk ithalatında bir önceki sezonun aynı dönemine göre yüzde 11 artış yaşandı. 518 bin ton pamuk ithalatına karşılık olarak 813 milyon dolar dövizi ihracatçı ülkelere ödedik. Bu sezon ekim alanlarının bölgemizde hemen hemen aynı kalmasını ya da bir miktar azalmasını bekleyebiliriz. Özellikle azalışın buğday ekim alanlarında artıştan ve diğer taraftan ayçiçeği tohumu ekimindeki artış nedeniyle Menemen ve Bergama ilçelerinde olabileceğini düşünüyoruz.

Pamuk üretimine ilişkin TÜİK tarafından geçtiğimiz hafta yayınlanan veriye de değinen Kocagöz, “Yapılan çalışmaya göre şubat ayı itibariyle tarımsal girdi fiyatları yıllık bazda yüzde 19,60 oranında artış gösterdi. En çok artan girdi fiyatı yüzde 36 ile gübre fiyatlarında yaşanmış görünüyor. Artışın tarımsal ilaçlarda yüzde 10, enerjide yüzde 7, makine bakım masraflarında yüzde 29 ve hayvan yeminde yüzde 25 olduğunu görüyoruz. Ancak piyasa verileri ile kendi hesaplarımızı göz önüne aldığımızda bu artışın daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Üretim maliyetlerindeki bu artış üreticimizi gerçekten çok zorluyor ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Umarım yeni sezonda ürün fiyatları çiftçimizi tatmin edecek bir seviyede oluşur ve koca bir yılın emeği boşa gitmez.” dedi.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ